
Bir dava, onu açan kişiden daha uzun ömürlü olabilir. Değişen şey, davayı kimin yönettiği ve sonraki sürelerin ne kadar hızlı işlemeye başladığıdır.
Bir dava aylarca, hatta yıllarca sürebilir. Bu süre içinde taraflardan biri beklenmedik biçimde vefat edebilir. İlk soru genellikle aynıdır: dava şimdi ne olacak?
Dava kendiliğinden sona erer mi. Aile davayı sürdürebilir mi. Vefat eden kişi davalıysa durum nedir. Açmayı planladığı ancak hiç açmadığı talepleri varsa ne olur. Ve vesayet (probate) süreci artık yargılamanın bir parçası hâline gelir mi.
California'da yanıt genellikle davanın ortadan kalktığı yönünde değildir. Vefat, birkaç önemli sorunun kısa sürede yanıtlanması gereken bir geçiş dönemi yaratır.
Bir Kişi Vefat Ettiğinde Dava Sona Erer mi?
Genellikle hayır.
Code of Civil Procedure 377.20 maddesi, bir dava sebebinin yalnızca kişinin vefatı nedeniyle ortadan kalkmadığını düzenler. 377.21 maddesi ise, dayanak dava sebebi ayakta kaldığı sürece derdest yargılamanın taraf vefatıyla düşmediğini öngörür.
Daha yalın ifadeyle: vefat ile davanın reddi aynı şey değildir.
İki yıldır sözleşmeye aykırılık davası yürüten bir davacının duruşmadan kısa süre önce vefat ettiğini düşünün. Davalı, yalnızca davacının vefatı nedeniyle kendiliğinden kazanmış olmaz. Aynı şekilde, kendisine dava açılan kişi yargılama sürerken vefat ederse davacının talebi zorunlu olarak ortadan kalkmaz.
Önemli bir kayıt vardır. Somut talepler ve tazminat kalemleri tek tek değerlendirilmelidir. Bazı talepler ayakta kalır. Bazıları kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve kalmayabilir. Belirli tazminat kalemleri vefattan sonra değişebilir. Vesayet usulleri de gerekli hâle gelebilir.
Dolayısıyla doğru soru, kişinin vefat edip etmediği değildir. Doğru soru şudur: kişi vefat ettiğinde hangi talepler mevcuttu, bunların hangileri ayakta kalır ve bu talepleri sürdürmeye hukuken kim yetkilidir.
Davayı Kim Devralır?
Bu, çoğu zaman en önemli pratik meseledir.
Vefattan sonra aile üyeleri doğal olarak vefat edenin avukatıyla iletişime geçer. Eş, oğul, kız, mütevelli (trustee) veya lehtar "lütfen davaya devam edin" diyebilir.
Bu talep anlaşılırdır. Ancak bu, o kişinin yargılamayı yönetme hukuki yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez. Avukatın bu yetkinin gerçekte kimde olduğunu belirlemesi gerekir.
Kişisel temsilci
Bir vesayet terekesi açılmışsa, vasi veya tereke yöneticisi vefat edenin kişisel temsilcisi olarak atanabilir. Bu atama belirleyicidir.
Vasiyetnamede vasi olarak gösterilmek, tek başına, resmen atanmış ve işlem yapmaya yetkilendirilmiş olmakla aynı şey değildir. Probate Code 8400 maddesi uyarınca kişisel temsilcinin yetkileri, atamanın hüküm ifade etmesine ve yetki belgesinin düzenlenmesine bağlıdır. Aday vasinin tereke malvarlığını korumaya yönelik sınırlı yetkileri saklıdır.
Yargılama bakımından vekilin şunları belirlemesi gerekir:
- Vesayet yargılaması açıldı mı?
- Vasi veya tereke yöneticisi fiilen atandı mı?
- Yetki belgesi düzenlendi mi?
- Bu kişinin yetkisinde sınırlamalar var mı?
Yanıtlar, davaya kimin usulüne uygun biçimde dahil olabileceğini belirleyebilir.
Kişisel temsilci yoksa ne olur?
California hukuku, uygun hâllerde halef sıfatını da (successor in interest) tanır.
Code of Civil Procedure 377.30 ve 377.31 maddeleri uyarınca, vefat eden kişiye ait ayakta kalan bir dava sebebi genellikle kişisel temsilci tarafından, kişisel temsilci yoksa vefat edenin halefi tarafından açılabilir veya sürdürülebilir.
Bu, herhangi bir yakının kendisini halef ilan edebileceği anlamına gelmez. 377.32 maddesi, halef sıfatının ispatı için içeriği belirlenmiş bir beyan ve kural olarak onaylı bir ölüm belgesi örneği dahil olmak üzere özel koşullar öngörür.
Bu nedenle bir taraf vefatının öğrenilmesinden sonraki ilk günler, yargılama kadar araştırma da gerektirebilir.
Mütevelli (trustee) durumu
Yaygın bir yanılgı, vefat edenin bir trust'ı varsa mütevellinin her şeyi kendiliğinden devraldığıdır.
Zorunlu olarak öyle değildir.
Mütevelli genel olarak trust ve trust malvarlığı bakımından yetkilidir. Örneğin Probate Code 16249 maddesi, mütevelliye trust malvarlığını korumak ve trust yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla dava açma ve davayı savunma yetkisi verir.
Ancak vefat eden kişiye şahsen ait bir talep, yalnızca bir trust bulunduğu için kendiliğinden trust talebine dönüşmez. Vekilin, talebin trust'a mı, vesayet terekesine mi, halefe mi, yoksa hukuken yetkili başka bir kişiye mi ait olduğunu belirlemesi gerekebilir. Bu ayrım, sonraki usul adımını tümüyle değiştirebilir.
Davacı Yargılama Sürerken Vefat Ederse
John'un sözleşmeye aykırılık nedeniyle dava açtığını düşünün. Dava etkin biçimde yürütülmektedir. Tanık ifadeleri alınmış, delil aşaması sürmekte ve duruşma yaklaşmaktadır.
Sonra John vefat eder.
Dava zorunlu olarak sona ermez. Ancak John'un avukatı, John hayattaymış gibi yargılamayı süresiz olarak sürdüremez.
Ayakta kalan bir talep bakımından Code of Civil Procedure 377.31 maddesi, derdest davanın uygun kişisel temsilci veya halef aracılığıyla sürdürülmesine ilişkin bir usul öngörür. Mahkemenin, John'un taleplerini takip etmeye hukuken kimin yetkili olduğunu bilmesi gerekir. Davayı bir halef sürdürmek istiyorsa, 377.32 maddesinin koşulları özel önem kazanır.
Aileler için kilit nokta yalındır. En yakın aile üyesi olmak ile davayı sürdürmeye hukuken yetkili kişi olmak zorunlu olarak aynı şey değildir. Bu mesele, önemli yargılama kararları alınmadan önce çözülmelidir.
Davalı Vefat Ederse Ek Bir Tuzak Vardır
Vefat eden kişi davalı olduğunda durum daha karmaşık hâle gelebilir.
Mary'nin Robert'a dava açtığını düşünün. Dava sürerken Robert vefat eder. Mary, davanın zaten açılmış olduğunu, dolayısıyla Robert'ın yerine terekesinin geçeceğini ve sürecin devam edeceğini düşünebilir.
Bu varsayım tehlikeli olabilir.
Dava Robert'ın vefatından önce açılmış olsa dahi California'nın vesayet alacak bildirimi kuralları devreye girebilir. Code of Civil Procedure 377.40 ve 377.41 maddeleri, vefat eden kişiye karşı ayakta kalan talepleri ve uygun temsilciye karşı davaya devam edilmesini düzenler. Probate Code 9370 maddesi ise, vefat anında kişiye karşı zaten derdest olan belirli davalar için önemli bir koşul ekler.
Vefat eden davalının terekesinden alacak talep eden davacının, kişisel temsilciye karşı davaya devam etmeden önce ilgili vesayet alacak bildirimi usulüne uyması genellikle gerekir. Vesayet alacağı reddedildikten sonra ayrı bir süre daha doğabilir. Ret bildirimi kanunda öngörülen uyarıyı içeriyorsa, Probate Code 9370 maddesi ret bildiriminden itibaren üç ay içinde ikame talebinde bulunulmasını genellikle gerektirir.
Buradan çıkan en önemli derslerden biri şudur. "Davayı zaten açmıştık" ifadesi, vesayet sürelerinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.
Vefat Aynı Anda Birkaç Süreyi Başlatabilir
California'da "bir kişi vefat ettiğinde ikame için X gününüz vardır" diyen tek bir kural yoktur. Farklı durumlara farklı süreler uygulanır. Koşullara göre:
| Durum | Uygulanabilecek düzenleme |
|---|---|
| Olağan vesayet alacak bildirimi | Probate Code 9100 |
| Vefat edene karşı zaten derdest olan dava | Probate Code 9370 |
| Vesayet alacağının reddi sonrası açılan yeni dava | Probate Code 9353 |
| Vefat edene ait, henüz açılmamış ayakta kalan talep | Code of Civil Procedure 366.1 |
| Vefat edenin şahsi sorumluluğuna dayanan yeni dava | Code of Civil Procedure 366.2 (bir yıl) |
| Federal dava | Federal Rule of Civil Procedure 25(a) (90 gün) |
Bu kurallar birbirine karıştırılmamalıdır. Üç ay ile 90 gün zorunlu olarak aynı süre değildir. Federal 90 günlük ikame kuralı bir California eyalet mahkemesi davasına taşınmamalıdır.
Taraf vefatının derhal bir süre denetimini tetiklemesi gerekmesinin bir nedeni de budur.
Bundan Sonra Ne Olur
Taraflardan birinin vefatı, California'da davayı zorunlu olarak sona erdirmez. Davayı kimin sürdürmeye yetkili olduğunu, hangi usullerin izleneceğini ve hangi sürelerin öne çıktığını değiştirir.
Davanın ayakta kalıp kalmadığını ve davaya kimin dahil olabileceğini belirlemek yalnızca başlangıçtır. Bu serinin 2. Bölümü, müvekkilin vefatından sonra ne olduğuna, özellikle vefat eden müvekkilin avukatının ne yapması ve hangi adımları atması gerektiğine odaklanacaktır.
- Bölümün temel çıkarımı yalındır. Yargılama devam ederken bir taraf vefat ettiğinde, ne aile ne de avukatlar davanın bittiğini veya hiçbir şey olmamış gibi sürebileceğini varsaymalıdır. Talepler, uygun temsilci, mahkeme süreçleri ve uygulanabilecek vesayet süreleri değerlendirilmelidir.
Sari Law Firm olarak, karmaşık California yargılamalarında ve devam eden bir davayı beklenmedik olayların etkilediği durumlarda ortaya çıkan usul meselelerinde müvekkillerimize destek veriyoruz. Davanızda bir taraf vefat ettiyse, talepleri, yetki meselesini ve işlemeye başlayan süreleri değerlendirmek için bizimle iletişime geçin.
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dava farklıdır. Haklarınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız, durumunuzu değerlendirmek üzere yetkin bir California avukatına danışınız.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Kendi durumunuzla ilgili rehberlik için Sari Law Firm ile iletişime geçin.
